25 Ekim 2020 Pazar

1000 Yaşın Getirisi

Bazen şu nemli duvarlara bakıp asla gerçek olmayacak bir hayale dalıp gittiğimi fark ediyorum. Görüyorum ki ne zaman huzurlu olacağıma inansam kabus dolu geceler başlıyor. Uyandığımda uykumun tadını almadığımı, alamadığımı fark ediyorum. Değer verdiğin insanların yokluğuyla sınanmak kasvet gibi çöküyor insanın üzerine…

Kimine hak verirken kimine haksızlık ettiğimiz bu hayatta başımızdan geçen, insanın üzerinde acı bir tecrübe olarak kalan bazı şeyler üst üste binerek koca bir yük haline geliyor. İnsan dağı sırtında taşıyamaz bu doğru fakat kahrını bir ömür taşıyabilir. Hüzün bazı insanların üzerine yapışmıştır, en çok gülenler en çok ağlayanlardır. Kalabalıkta olanlar yalnızlığı en çok sevenlerdir. Daima yanındayım diyenler sizden en çok kaçanlardır.

İnsanı bir roman olarak ele alırsak sayfa sayısı ortalama 60 civarıdır. Bu romanın ilk 20 sayfası çocukluğa ve geçmişe özlemle geçse de sayfanın belli kısımları çevreye yapılan haksızlıklar ve bu haksızlıklar karşısında ki geri dönüşlere belirsiz bir tutum sergileme gibi şeylerle doludur. İlk 20 sayfadan sonra insanın hayatında pişmanlıklar baş göstermeye başlar. Sayfaları yırtılamayacak kadar sağlam olan bu romandaki pişmanlıkların ne yazık ki geri dönüşü yoktur. Bir sayfa sadece bir kez okunabilir. Tabii bu örnek bir roman sadece…

Ben şimdi sayfalarımı karıştırdığımda şunu görüyorum; çok sevmişim, çok güvenmişim, çok kaybetmişim, az kazanmışım, çok yorulmuşum… Sayfalarım birçok romandan izler taşıyormuş ve fark ettim ki ben 1000 yaşındaymışım, 1000 sayfalık romanımın her bir kelimesi hüzünle kaplanmış, sayfalarım yıpranmış, son durak huzurun kendisi olmuş, huzur ölümmüş ve fark ettim de ben birçok insanı tamamen silmişim… 

10 Ağustos 2020 Pazartesi

Toroslu Yollar

2000'li yılların başlarında kalabalıktan kaçmak söz konusu dahi olmazdı. Büyük bir aile, büyük bir sığınak demekti. 2 katlı müstakil bir evin balkonunda içilen çayın tadı, tandırda yapılan mis gibi içli çöreklerin kokusu, kazan kazan kaynatılan salçaları ilk fırsatta ekmek arasına sürüp yemek ve daha bunun gibi bir sürü güzel şey kolay kolay unutulamazdı, unutulmamalıydı.

Dışarıdan bakıldığında basit bir araç gibi görünen Toros, o günleri daima bana hatırlatır. Ufak olmasına rağmen kocaman bir aileyi içine sığdıran Toros, girdabıyla meşhur ırmak, söğüdün dibini bataklığa çeviren su, kurbağa sesleri, elma ağaçları, Tabiat Ana'nın vermiş olduğu bir sürü sebze ve meyve...

Üzerinden geçildiğinde toz bulutuna dönüşen köy yolu, içinde patlıcan pişen tencerenin ateşin etkisiyle simsiyah olması o güzel anılardan sadece birkaçı. Hele ki külbastı yemek, kotunu dizleri hizasında kesip şort yapan bir çocuk için adeta zirveydi.

"Bir avluya dünya sığardı evvelden, şimdilerde ben bu küçük avluya zor sığıyorum..."

"Toroslu Yollar" adlı çalışmam, en değerli anılarıma yapmış olduğum yolculuğun izlerini taşır. Şarkıya döktüklerim ise bunlarla sınırlı değil. Yıllarca Toros'a kocaman bir aile sığdı, 2020'de ise Toros'un içine binecek kimse kalmadı.

"Göçüp gidenlerin ruhu şad olsun..."


2 Ağustos 2020 Pazar

Prologue

Neden böyle bir şey yaptım bilmiyorum fakat bu esrarengiz havamı biraz olsun dağıtmak istedim. Bu sebeple bir blog açıp yazmaya karar verdim. Anlatmak istediklerimi olabildiğince sade bir şekilde anlatacağımı umuyorum.

Ben profesyonel bir müzisyen, profesyonel bir beatmaker, profesyonel bir prodüktör veyahut müzik üretme konusunda ultra teknik bilgilere sahip biri değilim ne yazık ki. Ancak Hip Hop kültürünün ve bu kültürün önemli yapı taşlarından olan rap müziğin bana kattıkları sayesinde yaptığım çalışmalara ruhumdan bir şeyler katabildiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Bugüne dek yaptığım onlarca çalışmada birbirinden kıymetli eserlerden yararlandım. Ve ne mutlu bana ki bu eserler üzerinden herhangi bir haksız kazancım olmadı. Çok kıymetli dinleyicilerime ulaşma fırsatı buldum orası ayrı tabii. Amacım hiçbir zaman yaptığım (adını koyamıyorum genelde yaptığım çalışmalara edit veyahut suzyperimental demekle yetiniyorum) çalışmalar karşılığında üç beş kuruş kazanmak olmadı. İçimden geleni yapmaya çalıştım bugüne dek.

Düzenlediğim eserlerin orijinal hallerinin dinleyiciler tarafından sıklıkla soruluyor olması gözümden kaçmıyor. Arşivime alıp düzenlediğim onlarca eser ya karışıyor ya da bir şekilde silinip gidiyor. Ancak bu sorulara cevap vermekten kaçınmamın bir sebebi var. O da dinleyicileri ufak çapta müzik keşfine yönlendirmek. Yani bir çalışmanın Pikapta Raks dokunuşu yapılmamış halini dinleyicilerin benim gibi saatler ayırıp arşivleri talan ederek bulmasını ümit ediyorum. Belki de bu çalışmaları bu kadar güzel yapan bu gizemdir. Bazı eserleri bulmak gerçekten de zor olabiliyor ancak bulunması imkansız değil. "Kendi halinde" bir beatmaker olarak sample konusunda titiz ve gizemli davranıyorum istemsiz. Sanırım bu olayın doğasında var. Bir sample keşfedince o senin bilye torbandaki en kıymetli bilye oluveriyor. Haliyle mahalleye her çıktığında o bilyeyi yanına almıyorsun.

Bir eser duyarım, o esere kapılırım ve ardından o esere ruhumdan bir şeyler katarım sonra o eserle dertleşirim. Kısaca o esere içimi dökerim. Şu ana kadar yayınladığım tüm çalışmalarımı kendim aralıksız dinliyorum. Çünkü çalışmalarımı dinlediğimde tıpkı yaparken döktüğüm gibi içimi döküyorum. Eserlerin ruhunu bozmadan kendi ruhumdan katıyorum.

Muhtemelen benim gerçekte kim olduğumu, hikayemin ne olduğunu bilemeyeceksiniz. Bunu gizemli bir hava katmak niyetiyle değil gerçek bu olduğu için söylüyorum. Ve bunları bilmenize gerek de yok çalışmalarımı beğenen, dinleyen, desteğini esirgemeyen onlarca yüreği güzel insanla hikayemiz aynı.
Çünkü hepimiz üç günlük dediğimiz fakat yıllarca hayatta kalıp bazen çile çektiğimiz, bazen mutlu olduğumuz, bazen yalnız kaldığımız, bazense ölüm gördüğümüz bir dünyada yaşıyoruz.

Bu bir giriş yazısı olarak burada kalsın. Umarım buraya sık sık yazma fırsatı bulurum. Vaktini ayırıp yazımı okuyan, çalışmalarımı ilgiyle takip edip dinleyen tüm dinleyicilerime teşekkür ederim.


1000 Yaşın Getirisi

Bazen şu nemli duvarlara bakıp asla gerçek olmayacak bir hayale dalıp gittiğimi fark ediyorum. Görüyorum ki ne zaman huzurlu olacağıma inans...